Cetvelle pergelle ciziyordum. Hicbir vizyonum yoktu. Sadece estetik kaygilar ve erkeksi bir begeni ile yapiyordum tasarimlari. Derken hayatima babamin bir arkadasindan elimize gecen 8086 pc girdi. Bu bilgisayarin fiyati tam olarak 90000 alman markiydi!Bu fiyatin neden bu kadar buyuk oldugunu sonra aciklarim.
Arabalara olan merakim fizige yoneldigi yillar onlu yaslarima denk gelir. Bu donemde fizik ve kismen matematik ilgi alanimdi. Turevi sezgisel olarak buldugumu ancak 18 yasimda Lise 3 te anlayacaktim. Ama difreansiyel denklemlerin varligini ve gerekliligini taa o yaslarda hissedisimi ancak 20 yasimda universite 2 de fark edecektim. Ortaokul yillarim ise tam bi buhrandi. Mugla 7. olan beynim, sasilacak sekilde matematik dersinden 2 aliyordu. 1 bile aldigi oluyordu. Fen alaninda sikintim yoktu. Mugla anadolu lisesinde fen ve matematik dersleri o yillarda ingilizce veriliyordu. Bu buyuk bir firsatti. Ama heyhat matematigi sadece meslek amacli ogreten, gerçekten sevmeyen bir angutun elinde sadece ben degil bir kisim arkadas heba oluyorduk. Matematigin faydali taraflarini bile hissetmemis oldugunu dusundugum matematik hocamiz m.k. Sayesinde dersleri de anlayamiyor ve bu ders yuzunden resmen kabuslar goruyordum. Sorulari derste iyi kotu cevaplayabilsem bile sinavda ters kose olan kaleciden farkim yoktu. Sorunu ancak simdi yillar sonra anlayabiliyorum. Cevap cok aciktir ki, verdigi dersi ve bilgiyi ozumsememis, sadece ezberleyip gelmis biri sizi sadece ana caddeleri dolastiran bir tur rehberi gibi sig bir bilgilendirme yapabilir. Sordugunuz sira disi sorularda tokezler ve sinirlenebilir. Ozel gorecelik teorisini muhtemelen hic dusunmeyen, ışık hızına çıkıldıkça maddenin en boyunda ne gibi değişiklikler olabileceğini hayal dahi edemeyen fen hocam refigin, kendisini sinif ortasinda sanki otoritesini asagilarmiscasina algiladigi sorularim yuzunden hic de haketmesemde attigi tokatlari dusundugumde gercekte onun ne kadar da sığ ve basit bir ogretmen oldugunu ve bana sadece bu kötü anılar dışında hiçbir şey bırakamadığını acı da olsa hatırlarım. Çinliler bugun bu noktadalarsa bunun 1975-80 arası açılan 8. okul sayesinde olduğunu bilseydi ve yine bu okulun böyle meraklı adamlara cevap verebilen hocalarla dolu olduğunu bir bilselerdi.
Yillar yillari kovalayinca belki de 90000 marklik bir pcnin maliyetini karsilamak icin tekrardan bilgisayar isine girdim. Okudum. Lisansi birincilikle bitirdim. Derken yuksek lisansi ve simdi de doktora icin kafa patlatiyorum. Tum bu donemlerde Cesitli sikintilarim oldu ama hicbiri cocukluk ve ergenlik donemlerindeki kadar derin degildi. Cunku ben artistlerin yasamlarini, moda trendlerini, ruj isimlerini, motor haberlerini ve nefret etttigim futbol maclarindan hic mi hic hoslanmiyordum. Kizlari da bu yuzden tavlayamiyordum ya.. Ama esas sorun onlarin seviyesine inemiyordum. Gururdan degil ciddi ciddi o isler o sohbetler benim yapabilecegim seyler degillerdi. Ama biliyordum ki hayat aslinda basitlikte, simple dusunebilme de yatiyordu. Ama diger yanim peki bu simplistic yaklasim gecerliyse koca fabriklari yapan, nukleer santralleri diken, bilim teknikte okudugum Cern i insa edenler bundan haberdar miydi? Eger onlarda haberdar sa tum bunlari uzaylilari mi gelip yapiyordu? Bunun cevabini bilemedimgen bildigimi okumaya, yani sinemaya, sanata, bilime ve bilimum teknik seylere ilgimi muhafaza ettim. Belki de bundan baska carem yoktu...
Fakat tum ilgi alakamin meyvelerini sonra snra toplamaya basladim. Farketmistim ki, akademik biri olduktan sonra tum hayat, bu sefer farkli yonlerden soru soruyordu. Bu sefer bilimden ayri, oturmasini kalkmasini, yemesini icmesini bilen, muzikten anlayan ve rafine zevklerini olan adamlara yer vardi bu alemde. Her konudan, siyasetten, dunya gundeminden, bilimden sorular geliyordu. Bu sorulari size acikca soran olmuyordu pek ama, en gorunmeyen en tahmin edilemeyen yerlerde ortaya cikiyordu bu ihtiyaclar. Cok sukur donanimim iyiydi ve genellikle yeterli oluyordu.
Avrupaya danismanim israrlari sonucunda cikmis ve sonrasinda da geri donmemeyi isteyecek kadar sevmistim. Ambu gezilerde yani konferans ayagina gittigim gezilerde cok onemli seyler ogrenmistim. Dunyayi tanimis, aydinlanma denen sureci gormus. Hatta bu surecin urunu olan simdiki toplumlarin neden boyle olduklari daha iyi anlamistim. Gavurun ne cocugu agliyor ne kopegi havliyor sozunun patentini viyana daki kultur kongre merkezinde almistim. Bu adamlarin bir mantalitesi vardi. Amaclari vardi, ve ahlaki kurallara sahiplerdi. Din Allah umurlarinda miydi emin degildim ama o kadar doymuslardi ki, orasi burasi acilan bir kadina goz ucuyla bakmayacak kadar uvey musluman oluvermislerdi. Yine viyanada isini kusursuzca yapan yasli bir ustayi hala hatirlar, o binalar neden yikilmaz neden bu kadar gurbuzdur bunun cevabini ta oralarda almistim.
Avrupa'da insanlar adam gibi egitiliyor.ama bu egitim okulda degil ailede basliyor. Egitimden kasit hersey. Sadece salt bilgi ve beceri degil. Hayata dair sablonlar ve oruntuler cocuklarin beyinlerine kaziniyor. Tonlarcs sayfa bilgi vermek yerine F=ma yi deneyerek belleklere kaziyorlar. Kurallar yikilmak icin yapilmistir fikrinden cok, " bir sebebi var ki" mantigi hakim. Almanlari soguk bilirdim. Aslinda degiller. Zeki insani aninda taniyacak kapasitedeler. İse yarayacak poransiyeliniz varsa size yatirim yapmaya korkmuyorlar. Guven esas unsur. Bu yuzden kimse kimseye madik atmayi dusunmuyor. Cunku herseyin basi guven bi kere zedelenirse ilerlemenin momenti duser ve turkiyedeki gibi ilerlemek yerine anca debelenme olur. İntizam buradaki duvarlara bile kazinmis. Gorebilene tabii.. Buradaki insan bilimi de adam gibi yapiyor hovardaligi da...
Bircok katedral gezmisimdir ama suphesiz en etkilendigim stephansdom olmustur. Piksel piksel islenmis bu yap muhtemelen kanuni yi de gormustur. Bu yapidaki detaycilik seviyesi inanilmaz seviyededir. Bir sure sonra hangi insanustu sey bunu yapmistir dersiniz. İste o insanustu olan sey mantalitede saklidir. Minnacik Rus cocuklarin tablolarin karsisina gecip yorum yapmalarinda saklidir. İtalya daki bir ressamin turk solunu ve chp yi bizden iyi bilmesinde saklidir. Ve gercekte kanuninin viyanayi alamamasinin arkasindaki sebep de budur.ve biz aslinda o gunden beri hala uyanamadik. Ataturk gibi bir zeka bonus olarak verildiyse de, bu olmadi. Hos gerci aradaki bazi sultanlari da severim. Vizyon sahibidir,ama gel gor ki toplumsal aydinlanmayi yasayamadik. Avrupadaki tir soforleri bile kitap okur ama bizim recep ivedikler ancak posta gazetesi..o da iyiyse.
O zamanlar yani almanyada iken demistim ki, eger 10 da birimiz bile bu ulkeleri gormus olsak belediyecilik anlayisini sorgular, koltugunda bir tane bozuk adam birakmayiz demistim. Ama sorun suydu ki, o koltuklara hangi adam duzgundu ki getirecektik? Mehmet akifi pop sarkici sanan genclikle biz anca iphone icin 1 kamyon domatesi satip avrupaya yollariz ve karsilignda 250 gramlik bir cihaz aliriz. Kafalar degismedikce bu hep boyle gider.
Bir avrupali gibi yasadim genelde. Az elestirdim ve ozgur fikirli oldum. Medeni cesaretim yuksekti. Karsiliginda daak bile yedim ama bundan vazgecmedim. Siradisi olmakla gurur duydum. Bundan korkmadim. Dislandim icabinda ama bu bana sonralari kendi kralligimi kurmamda yardimci oldu. Yalniz gezdim cogunda ama bu bana aklmla basbasa kalmayi ogretti. Kisaca asya da bir avrupali yasiyor. Cocuklarina ilerde apayri bir sistemle egitim vermeyi dusunen bir avrupali. Cok da abartmiyor musun derseniz eger, van daki evleri gordukten sonra sadece tek bir merdiven trabzani icin 15 dakiasini ayiran adami animsiyor ve diyorum ki, hayir! Abartmiyorum. Ataturk bize akli hur fikri hur ve ileri bir toplum olmayi ogutledi , biz ne yaptik peki?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder